Salı, Temmuz 19, 2011

içimdeki kusma hissi bambaşka.

bugün post rekoru kırmak üzereyim farkındayım, fakat fena halde boş vaktim var ve bilgisayar başında oturmaktan başka seçeneğim yok. bu aralar seçeneklerim kısıtlı hep zaten. mesela devam edecek miyim? kurumsal hayatla ilgili öğrenmekte olduğum bir şey var ise, goygoydan kaçılamadığı. bundan keyif alamıyorsanız vay halinize. ha bir de herkes iyi polis. onlara kalsa bir sakıncası yok, ama işte... bir de bırak kavga etmeyi becermeyi, birine bir kez gıcık kaptınız mı yeniden yüzüne gülmeyi beceremeyenlerdenseniz pek şansınız yok gibi.
ama yani nasıl olacak bu işler hiç bilmiyorum. hem herkesin akarken kesesini doldurmaya baktığı dünyaya uyum sağlayamıyorum, hem de bir köye yerleşip kendi domatesimi salatalığımı yetiştirerek yaşama fikrine alışamıyorum. sanat sanat içindir fikri demode. internette gördüğünüz her şey yalan. kültür sanat gazeteciliği dediğimiz şey var ya, o da beleşçiliğin bir başka formu aslında.

en iyisi boncuktan kolye yapıp satmak.

rakenkok'tan neler öğrendim?

1. bazı kızlar çok güzel. bunu yeni öğrenmedim gerçi. ama kızlara bakmayı oğlanlara bakmaktan daha çok seviyorum. spektaküler açıdan.
2. zayıf olsam yeter aslında. yemek yemeyi bırakmalıyım.
3. daha fazla dövme yaptırmam gerek.
4. günde 28 bardak kola içmek iyi bir şey değil.
5. hayatta kalma becerilerim yerinde. zor şartlar altında gayet uyumlu bir insanım.
6. athena candır.
7. bilmediğim bir yığın travis şarkısı var.
8. hiçbir şeyiniz olmasa da bir 20 faktör güneş kreminiz olsun.
9. festivalde işlerin yolunda gitmesini sağlayan, sürekli kıçımızı toplayan dayılardır, başka biri değil.
bir konuda hiçbir şey bilmemek, o konuda yarım yamalak bir şeyler bilmekten iyidir sanırım. "mürekkep yalamışlık" nasıl bir beladır öyle. mesela faşistin mürekkep yalamışını gördün mü bucak bucak kaçacaksın. cahilinden fenadır o. çünkü cahil, nedenini niçinini fazla sorgulamadan, "keşke ölse hepsi" filan deyiverir ama duymazdan gelirsin gider. öbürü bir de belli bir temele oturtmaya çalışır barbarlığını. iyi de ama şöyle, hem bi kere, sonra da ben ırkçı oluyorum, faşist değilim ama, filan. ay neyse. zaten kürt sorunumuz yok, pkk sorunumuz var. zaten çerkezin de, lazın da sorunu var. ha ermeniymiş, yahudiymiş, rummuş filan bunlar umurumuzda bile değil. sorunları varsa gitsinler.

Çarşamba, Temmuz 13, 2011

ofiste klima var nasıl olsa. sabahın serinliğiynen çıkıp akşam serinliğiynen eve döndüm mü sorun yok. sonra da oturur bamyamı yerim. ekşili ekşili. mis.
o değil de buraya bir açık yüzme havuzu yapsalar süper yanılır lan. rüzgar da var, güneş baymaz. beyin yoğurt suyu ama neyse.