Cuma, Eylül 18, 2009
Salı, Ağustos 25, 2009
Perşembe, Temmuz 09, 2009
kimsenin vicdan azabına özne ya da nesne olmak istemiyorum. ahlaksal çıkmazlarına da. heteroseksüel olmaya devam edeceksek hiç olmazsa hank moody gibi adamlar çoğalsın.
Pazar, Mayıs 17, 2009
my favorite quote.
"Only kings, presidents, editors, and people with tapeworms have the right to use the editorial 'we.'" — Mark Twain
bu aralar pek başka bir şey düşünemiyorum. yakın zamanda aranıza dönmeyi umuyorum. and i wish i was a person with tapeworms. öperim.Perşembe, Mart 05, 2009
bizimki de blog mu yani.

the lake room.
adam kardeş yaşıyor. sonra bir de yazıyor. bu adam bizim yaşımızda filan. bir yandan sevgilisinden ayrılıp annesinin evine geri taşınıyor, grandma shirley'sini hastanede ziyaret ediyor, sonra gelsin gossip girl'ler, peaches geldof'lar, paul auster'lar filan. hayat, beni neden yoruyorsun diye soruyor ve ardından adam'cağızıma şu şarkıyı gönderiyorum: henüz üç yaşında bir kardeşim var, seni ondan bile kıskanıyorum. kimya dawson'u bile geçtim. kıskanıyorum. kıskanıyorum.
Salı, Şubat 24, 2009
ay kurtarın beni.
nil karaibrahimgil yeni albüm yapmış. durmadan dinliyorum. bir de alper erinç'miş bu seferki aranjörü, nil olmuş mu size bir göksel.
"istediğin gibi değil de, buysam noolcak
ben alelade, sen nadide"
vazgeçtim bir süre daha kurtarmayın. gerekirse bir intervention yaparsınız daha ileride.
"istediğin gibi değil de, buysam noolcak
ben alelade, sen nadide"
vazgeçtim bir süre daha kurtarmayın. gerekirse bir intervention yaparsınız daha ileride.
Pazartesi, Şubat 23, 2009
kırmızı halı'yı izlerken o kadar sıkıldım ki, töreni izlemeden yatıyorum. ayrıca son birkaç seferdir buraya bir şeyler yazmaya niyetleniyor, bir ya da iki cümle sonunda vazgeçip siliyorum.
matthew broderick çok mutsuz görünüyordu sjp'nin yanında. brangelina desen bitmiş. en güzel elbise adayım da miley cyrus. of evet çok sıkıldım. iyi geceler bana.
matthew broderick çok mutsuz görünüyordu sjp'nin yanında. brangelina desen bitmiş. en güzel elbise adayım da miley cyrus. of evet çok sıkıldım. iyi geceler bana.
Pazar, Şubat 01, 2009
Pazartesi, Ocak 26, 2009
Perşembe, Kasım 06, 2008
obama obama dedin
başımın etini yedin
al sana bir obama
ömrün boyunca hatırla
bu şiirimi status'leriyle seçim kampanyasında aktif biçimde yer almış sevgili facebook arkadaşlarıma hediye ediyorum. umarım kendisinin getirdiği değişim yalnızca seçilmiş olmasıyla sınırlı kalmaz.
iran'a gittim geldim. bu arada blogger'ı kapatıp açmışlar. ne acayip. bir sabah uyanıyorsunuz, yıllardır yazıp biriktirdiğiniz yazılara erişiminizin mahkeme kararıyla engellendiğini söylüyor birileri. hayatta böyle şeyler oluyor.
hayatta başka şeyler de olabiliyor. devrim muhafızları'ndan biri 14 yaşındaki kızınızla evlenmek istediği haberini gönderiyor. bir gün içinde arkanıza bile bakmadan bütün ailenizle birlikte ülkenizi terk ediyorsunuz. kalsanız başınıza ne geleceğini kimse bilmiyor çünkü. evet.
başımın etini yedin
al sana bir obama
ömrün boyunca hatırla
bu şiirimi status'leriyle seçim kampanyasında aktif biçimde yer almış sevgili facebook arkadaşlarıma hediye ediyorum. umarım kendisinin getirdiği değişim yalnızca seçilmiş olmasıyla sınırlı kalmaz.
iran'a gittim geldim. bu arada blogger'ı kapatıp açmışlar. ne acayip. bir sabah uyanıyorsunuz, yıllardır yazıp biriktirdiğiniz yazılara erişiminizin mahkeme kararıyla engellendiğini söylüyor birileri. hayatta böyle şeyler oluyor.
hayatta başka şeyler de olabiliyor. devrim muhafızları'ndan biri 14 yaşındaki kızınızla evlenmek istediği haberini gönderiyor. bir gün içinde arkanıza bile bakmadan bütün ailenizle birlikte ülkenizi terk ediyorsunuz. kalsanız başınıza ne geleceğini kimse bilmiyor çünkü. evet.
Pazartesi, Eylül 29, 2008
Perşembe, Eylül 18, 2008
he had it coming.
i loved alvin lipschitz
more than i can possibly say.
he was a real artistic guy...
sensitive... a painter.
but he was troubled.
he was always trying
to find himself.
he'd go out every night
looking for himself
and on the way
he found ruth,
gladys,
rosemary and irving.
i guess you can say we broke
up because or artistic differences.
he saw himself as alive
and i saw him dead!
youtube için, buradan.
Cumartesi, Ağustos 23, 2008
Perşembe, Ağustos 21, 2008
bir sorum olacak.
hiçbir şey vardan yok olmaz, yoktan var olmaz ise, söyler misiniz bana, bunca sümük nereden geliyor?
Çarşamba, Ağustos 20, 2008
şimdi aşağı yukarı bütün blog sahipleri bloglarına kim nerden girmiş nerden çıkmış biliyor. evet, bunu takip edecek yazılımlar mevcut. yani ey bu satırların okuyanı, saat kaçta hangi i.p. numarasından girdiğini biliyorum.
bu atraksiyonun en eğlenceli özelliklerinden biri de, hangi arama sözcükleriyle buralara düşüldüğünün görülebilmesi. ayrıca bunların ifşa edilmesi de pek sık rastlanan bir blog geleneği. ne var ki benim sevgili blocuğuma (ay ne şeker!!) genelde en fazla "yapboz" ya da "yap boz" hadi o da olmadı diyelim "yap-boz" diye aratıp geliyordu insanlar. ama artık ben de bir blog yazısına konu olacak kadar malzeme sahibiyim. buyrunuz benimkiler:
kendini beğenmiş yazılar (eh işte, bazıları.)
kilo vermiyorum (ben de vermiyorum evet.)
şişman kadın amı (yuh.)
koç burcu kadını (bu benim.)
gerekli şeyler blospot (aradığı ben değildim korkarım.)
çıldıracak gibi olmak (bazen olur herkese. mesela bizim alt katta tadilat var. ama yani evde duvar kalmadı muhtemelen o derece. bir yandan da deli gibi iş yetiştirmem gerek. işte o zamanki ruh halimize çıldıracak gibi olmak diyoruz.)
duvarların dili istanbul (bu hakikaten beni arayan tek kişi olabilir. ama ondan bile emin değilim.)
israille aramızdaki saat farkı (bu noktada faydalı olabilmiş olduğum için gururluyum. saat farkı yok.)
ümit besen i love you (me too.)
indeed ne demek? (bu arkadaş aynı soruyla bir daha girerse diye söylüyorum: gerçekten demek.)
don't tell me ne demek (buna yanıt vermiyorum, zaten soru işareti de yok.)
pırasayı amına soktu (ben de bi google'lıycam sanırım bunu. merak ettim cidden ne çıkacak diye.)
you haha (you haha!)
bu atraksiyonun en eğlenceli özelliklerinden biri de, hangi arama sözcükleriyle buralara düşüldüğünün görülebilmesi. ayrıca bunların ifşa edilmesi de pek sık rastlanan bir blog geleneği. ne var ki benim sevgili blocuğuma (ay ne şeker!!) genelde en fazla "yapboz" ya da "yap boz" hadi o da olmadı diyelim "yap-boz" diye aratıp geliyordu insanlar. ama artık ben de bir blog yazısına konu olacak kadar malzeme sahibiyim. buyrunuz benimkiler:
kendini beğenmiş yazılar (eh işte, bazıları.)
kilo vermiyorum (ben de vermiyorum evet.)
şişman kadın amı (yuh.)
koç burcu kadını (bu benim.)
gerekli şeyler blospot (aradığı ben değildim korkarım.)
çıldıracak gibi olmak (bazen olur herkese. mesela bizim alt katta tadilat var. ama yani evde duvar kalmadı muhtemelen o derece. bir yandan da deli gibi iş yetiştirmem gerek. işte o zamanki ruh halimize çıldıracak gibi olmak diyoruz.)
duvarların dili istanbul (bu hakikaten beni arayan tek kişi olabilir. ama ondan bile emin değilim.)
israille aramızdaki saat farkı (bu noktada faydalı olabilmiş olduğum için gururluyum. saat farkı yok.)
ümit besen i love you (me too.)
indeed ne demek? (bu arkadaş aynı soruyla bir daha girerse diye söylüyorum: gerçekten demek.)
don't tell me ne demek (buna yanıt vermiyorum, zaten soru işareti de yok.)
pırasayı amına soktu (ben de bi google'lıycam sanırım bunu. merak ettim cidden ne çıkacak diye.)
you haha (you haha!)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
