Pazar, Ekim 09, 2011

yeme içmeye birazcık meraklı biri olsam, sanırım daha az kilo sorunum olurdu. insan diyetteyken bile "şimdi şunu yedim, 45 dakika sonra biraz sunta yiycem, ondan sonra azıcık elma dişliycem," filan diye düşünüyor. ben bu sürekli yemek düşünme işinden biraz yoruluyorum. bilmiyorum, belki benim tembel yaradılışımdandır ama iki saatte hazırlanan bir öğünün on dakikada süpürülmesi bana haksızlık gibi geliyor. "gurmelik" ise apayrı bir mide bulantısı sebebi, "peynirler şöyle erimişti, kremalar böyle akıyordu," gibi cümleler gördüm mü üzerine kusasım var. dünyada bu kadar açlık varken muhabbetine girmiyorum ama o da var yani. bir diğer anlayamadığım şey de, günlük ihtiyacımız çok daha azken porsiyonların neden bu kadar büyüdüğü. neden doymuyoruz? fastfood denen şey işte benim gibi yemekle fazla oyalanmak istemeyen kişiler için icat edilmiş, fakat o da artık amacına hizmet etmenin çok dışında.
şöyle bir yuttuk mu vücudumuzun bütün ihtiyacını karşılayan haplar üretseler (ki bence ellerindeki teknoloji buna yetiyordur) yemin ederim haftasonu içmeleri gibi önemli okazyonlar dışında başka bir şey kullanmam.

Cuma, Ekim 07, 2011

yabancı kaynaklı sözcüklerin türkçe karşılıklarını bulma çabasını çoğu zaman zorlama buluyorum ama ara sıra güzel şeyler de çıkabiliyor. mesela, özdenetim. yani nasıl diyor sizler, otokontrol. hah işte, bundan lazım bize. yani itiraf edeyim, kendi hayatımda bir irade kraliçesi sayılmam, ara sıra "tamam lan, bundan sonra şeker yemiycem," filan gibi ani çıkışlar yapıp bir haftaya kalmadan boyumun ölçüsünü aldığım çok oluyor. çok şükür henüz sigarayı bırakmaya girişmiş değilim. neyse, demeye çalıştığım, keşke polise, üst kurullara, kötüye kullanım bildir butonlarına filan fazla bel bağlamadan, vicdan denen şeyin sesini duyabilsek. böylece her gün derisi yüzülmüş fokların, yoğun bakımdaki yenidoğanların, sırtından bıçaklanmış kadınların görüntülerine maruz kalmasak. kimsenin pics or it didn't happen'cı olduğunu sanmıyorum. dünya üzerinde böyle şeylerin olduğuna, resmini görmeden inanmayacak kadar iyi niyetli insanlar hala mevcut değildir herhalde, di mi?

bilmem anlatabildim mi ki?

Salı, Ekim 04, 2011

allah en büyük kadın düşmanı bence. ayda bir kere insanı kadın olmaktan soğutup bir de fitne sokuyor, iyi çalışıyor yani. bu kadar devasa bir düşmanımız varken ne yapsak boşuna. başım ağrıyor.

(bence allah'ın varlığını yokluğunu tartışmaya pek gerek yok. allah varsa da ben kendisini hiç sevmiyorum. bu kadar.)